DOLAR 32,1870 0.09%
EURO 34,9061 -0.19%
ALTIN 2.470,31-1,30
BITCOIN %
Ankara
24°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

75 okunma

Sulara gömülen köylerin tanığı Fettullah Çelik: Temel atılırken arkadaki feryatlar duyulmuyordu

ABONE OL
7 Mayıs 2023 11:30
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yönetmenliğini, görüntü yönetmenliğini ve yapımcılığını fotoğraf sanatçısı Fettullah Çelik’in üstlendiği “Herkes Toprağa Gömülür, Ben Suya” belgeseli, dün, 18. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali kapsamında Tasarım Atölyesi Kadıköy’de (TAK) yapılan gösterimle izleyici karşısına çıktı.

Çelik’in, Adı Veysel Eroğlu olarak değiştirilen Ilısu Barajı’nın sular altında bıraktığı köylerden görüntüler içeren belgeseli, bölge halkının yaşadığı zorunlu göçe, insanların geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılığın nasıl sona erdiğine, işsizlik sorununa ve yaşanan doğa tahribatına tanıklık ediyor.

29. Adana Altın Koza Film Festivali’nde ‘Jüri Özel Ödülü’ne değer görülen belgesel, tamamı sular altında kalan 60 köy ve mezradan anlar içeriyor. Belgeselin yönetmeni Fettullah Çelik ile, “Sular yükselirken kayıtsız kalamazdım, orada olmadığım günlerde uykularım bölünüyordu” dediği çekim sürecini konuştuk.

Belgesel çekimleriniz yaklaşık dört yıl kadar sürmüş, gidip görmeye karar verdiğiniz anla orada kalıp göstermeye karar verdiğiniz ana uzanan hikâyenizi anlatabilir misiniz?

Ben fotoğrafçıyım aslında, belgeselci değilim. İlk önce Hasankeyf’e gittim ve o zaman da aklımda belgesel çekimi yapmak gibi bir plan yoktu. Arşiv yapmak istemiştim. Daha sonra dedim ki sadece Hasankeyf’le sınırlı değil bu tahribat, 30 köy, 49 mezra ve bir ilçenin tamamı sular altında bırakıldı. 70-80 bin insan göç etmek zorunda kaldı. Yüz binlerce canlıya mezar oldu ve insanların tüm bunları konuşmak istediğini fark ettim. Tüm süreci aşama aşama izlemeye karar verdim, en başından sular köyleri tamamen kaplayana kadar.

‘GÖRMEKLE DUYMAK BİR DEĞİLDİR’

Gösterimin ardından birkaç izleyici köylerde neler yaşandığını bilmediklerini ve belgeseli izleyince öğrendiklerini söylediler. Bu bilmeyişin nedeni nedir sizce?

Daha önce benzer şeyler duydum belgeseli izlettiğim arkadaşlarımdan da. “Biliyorduk ama bu denli olduğunu bilmiyorduk” diyenler oldu. Kürtçede bir söz vardır, “Görmekle duymak bir değildir” diye. Gidip görmek lazım. Herkes Hasankeyf’e gidiyordu, haliyle civardaki yerleşim yerleri ve orada yaşayan insanlar görülmedi. Sorun şuydu: Biri oradan düğmeye basıyor “Ya Allah, bismillah” diye, o temel atılırken arkadaki feryatlar duyulmuyordu. Takım elbiseleri, sivri uçlu ayakkabılarla rant peşinde koşan insanları gördükçe ne kadar tiksindiğimi hatırlıyorum. Ben izliyordum yaşananları, olanları gözlerimle görüyordum. Orada yaşayan insanları o kadar sersemleştirmişlerdi ki… “Yeni ev mi yapayım, eşyalarımı mı taşıyayım, ağaçlarımı mı kurtarayım?” derdinde o kadar sersemleşti ki insanlar. Ben birebir tanıklığını ettim.

Görülmediğini anlamak mı motive etti sizi belgesel için?

Gözümün önünde bir şeyler kayboluyordu. Gazeteciler, fotoğrafçılar gitmiyordu. Arşivi tutulmuyordu. O an dedim ki bunu benim arşivlemem gerekiyor. Bu bir ilk oldu benim için, daha önce de arşiv çalışması yapmıştım ama işlerin bu noktaya varacağını hiç bilmiyordum. Evimden çok orası benim evimmiş gibiydi. Arabada yatıyordum, ayrılsam bile en fazla bir hafta sonra geri dönüyordum. Çekim yaparken uzak, yakın ve detay çalışırız genellikle, bu da benim için öyleydi. Detaya girdikçe çıkamadım içinden, bırakamadım.

Bu ilk belgeseliniz, çekim yaparken herhangi bir sorun yaşadınız mı? Sorun yaşamak istemediği için konuşamayanlar oldu mu?

Başlarda kimseyle konuşamıyordum, karşımdaki benden çekiniyordu ben de karşımdakinden. Ben neyle karşılaşacağımı bilmiyordum politik yaklaşımlarından emin olamadığım için, onlar da “Konuşursam başım yanar mı?” diye düşünüyorlardı. Birbirimizi tanıyacak kadar uzun vaktimiz de yoktu tabii. Anlatılan çoğu şeyi kayıt altına da almadım. Bir muhtar vardı mesela, karakola gidiyor “Buraya bir belgeselci gelmiş röportaj verme” deniyor. Gelip bana “Ama abi ben seni sevdim, röportaj vereceğim” dedi, ben de “Almıyorum” dedim. Çünkü onun hayatını tehlikeye atamam, zaten varını yoğunu kaybetmiş üstüne bir de bunu mu yaşasın…

Fikri takip yapmayı, belgeseli sürdürmeyi düşünüyor musunuz?

Evet devam etmek istiyorum. Bu insanlara ne oldu, nereye gittiler, iş bulabildiler mi, nasıl geçiniyorlar, nasıl hayatlar yaşıyorlar bilmek istiyorum. Sular altında kalan bölgeler için de kapsamlı bir çalışma yapılması gerektiğini düşünüyorum oradaki yaşamın nasıl etkilendiğini anlatabilmek adına. Yerleşim yerlerinin daha önceki hallerinden başlayıp sular altına gömüldüğü zamana kadar geçen zamanı da anlatmamız gerekiyor.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

deneme
dedektif | özel dedektif | fixbet giriş